YAYIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN YANINDA, IFTIRA VE AŞAĞILANMANIN KARŞISINDAYIZ!
Alman Birinci Televizyon Kanalı ARD Televizyonu'nda 23 Aralık 2007 Pazar günü 20.15’de yayınlanan “Namusuma Layık Olmak” isimli polisiye dizisi Tatort hem Alevi inançlı dostlarımızı hem de Türkiyeli kimliğini aşağılamıştır. Her dizide ele alınan konular önemli bir ön çalışmaya dayanarak yapıldığı göz önünü alınacak olursa, ARD Televizyonunun söz konusu dizideki ayrımcı, gerçek dışı bir senaryo ve yayın yoluyla kültürel ve inançsal kimlikleri rencide edici dizisi, basit bir özür ile geçiştirilebilecek bir hata değildir.
Kamusal bir yayın kuruluşu olarak, devlet adına yayın yapan ARD Televizyonu yayınlarında ele aldığı ve alacağı konularla ilişkin olarak doğrudan o kesimlerin temsilcilerine başvurarak doğru bilgiye ulaşmak zorundadırlar. Alevileri çocuk katili ve insanlık dışı ilişkilerin bir parçası gibi göstermenin iyi niyetli bir yayıncılıkla ilişkisi yoktur.
Asıl önemlisi televizyon kurumunun danışman kadrosu ve dizi ekibi, söz konusu bölümdeki diyalogları oluşturmak için gerici ve yobazların Alevi inancı üzerindeki baskı metotlarına benzer bir yöntem kullanarak, Türkiyeli gerici çevrelerin önyargı ve suçlamalarına denk düşen bir düzeysizliğe düşmüşlerdir. Kaldı ki 23 Aralık bütün Alevi Toplumunun, devrimci, demokratik çevre ve örgütlerin “23, 24 Aralık 1978 Maraş Katliamı” olarak hafızalarındadır. ARD ve diğer medya kuruluşlarına düşen asli görev karalamalara ortak olmak değil, katliamlara karşı çıkmaktır.
Tatort örneğinde bir kez daha görüyoruz ki, Türkiye toplumu üzerine bir konu işlenirken uzman insanlara, edebiyatçılara, yazarlara, sosyologlara, politik çevrelere, demokratik kitle örgütlerine, ön araştırmayı gerektiren konu üzerine düşünceleri sorulmamaktadır.
Dizinin senaryosunu kaleme alan ve yöneten Italyan asıllı Angelina Maccarone ve dizinin Alevi oyuncusu Mehmet Kurtuluş aracılığıyla yabancıların malzeme olarak kullanılması, seçilen dil ve seçilen görüntülerin ırkçılığın hangi yöntemlerle ortaya çıktığını göstermeye yetiyor. Kendilerini ifade etme kürsüsü bulamayan yabancılara karşı olumsuz bir önyargı oluşmasına hizmet ediyor.
Bizler, Özgürlük ve Dayanışma Almanya Örgütü olarak, bu türden medyatik düşmanlıklara son verilmesini istiyoruz. Sözü edilen dizinin gösterilmesindeki gerçek plan ve ideolojik kurgunun derhal açığa çıkarılması, bu konuda basitçe bir özür dileme ile durumu geçiştirmek yerine ARD program yapımcıları, Alevi Toplumu ve demokratik kitle örgütleri ile bu konuyu kamuoyuna açıklamak için biraraya gelmelidirler.
Bizler “Bir Arada Yaşamın” dostluğu, kardeşliği ve insan ilişkilerini geliştireceğini söylüyoruz.
Yayın özgürlüğünün yanında, iftira ve aşağılanmanın karşısındayız.
ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA ALMANYA
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu